www.osmancanli.biz

 

 

 

Canlı Canlı...

 

 

AYNI İMAN, AYNI HEYECAN, AYNI  COŞKUYLA  NİCE  40 YILLARA…

   Siyasi fikri, felsefesi ve düşüncesi Türk Milleti’nin var oluşu ile şekillenen Milliyetçi Hareket Partisi’nin Türk siyasi hayatındaki 40. yılı, geçtiğimiz hafta sonu çeşitli etkinliklerle coşku ve heyecan içinde kutlandı. MHP Lideri Sayın Bahçeli’nin büyük bir titizlik ve özveri içinde hazırlıklarını bizzat yönettiği bu kutlama programı, her Türk milliyetçisinin yüreğinde, gönlünde ve beyninde çok güzel hatıralar bırakmıştır.

“Bir hilal uğruna…” sloganının kuşatıcılığı ve kucaklayıcılığıyla başlatılan 40.yıl kutlamaları, MHP’nin hedefe doğru giden çalışmalarında motive eden güç olmuştur.

40.yıl kutlamaları çerçevesinde MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin on binlerce kişiye gönderdiği gönül köprüsü oluşturan mektuplar, değerli Türk aydınların katılımı ile gerçekleşen paneller, MHP’nin mazisini çok güzel bir şekilde yansıtan sinevizyon sunumu, seymen ve folklor ekibinin muhteşem gösterileri, 40.yıl için hazırlanan özel marşlar, yine 40.yıl için özel olarak hazırlanan pullar, hediyelik paralar ve Türk üçgeni adı verilen süsleme sanatından eserler, ”Başbuğ Alparslan Türkeş’in TBMM’deki Konuşmaları” adı verilen kitaplar, MHP Genel Merkezi önünde gerçekleşen lazer gösterileri, 40.yıl coşkusunu süsleyen çalışmalar olmuştur.

40.yıl kutlamalarında ön plana hep Başbuğ Alparslan Türkeş’in izinde, Lider Devlet Bahçeli’nin önderliğinde MHP profili çıkarılmıştır.

Başbuğ Alparslan Türkeş’in emanetlerini ahlaklı, ilkeli ve dürüst bir dava adamı olarak koruyan ve yaşatan Sayın Devlet Bahçeli, MHP’nin 40.yıl kutlamalarının her anında da bu manada vefasını göstermiştir.

MHP’nin 40.yıl kutlamaları kutlu sevdaları ateşleyen, milli heyecanı körükleyen, geleceğe umut depolayan bir zenginlikte geçmiştir.

Bence MHP’nin 40.yıl kutlamalarında en önemli gördüğüm konu ise MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin yaklaşık 1.5 saat süren, içeriği dopdolu, geçmişi anlatan, geleceğe projeksiyonlar tutan o muhteşem konuşması olmuştur.

MHP’nin 40 yıllık tarihini en güzel cümlelerle tanımlayan, yaşanan acılara ve sevinçlere vurgular yaparak duygulu anlar yaşanmasına sebep olan, umutlu milli yolculuklara davet eden, ümitli geleceğe çağrıda bulunan, kırılan kalpleri onaran, küsen gönülleri birleştiren, maziyi- atiye çelik halatla bağlayan, milli yol haritası çizen, enerji veren, coşku yaratan MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin o konuşması muhakkak her MHP’li ve Türk milletinin her ferdi tarafından mutlaka defalarca okunmalıdır.

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin konuşması içerisinde geçen:

Kırk yıl, çiledir, çabadır, çalışmadır.
Kırk yıl, heyecandır, inançtır, sevdadır.
Kırk yıl, yürektir, şuurdur, sabırdır.
Kırk yıl, kavgadır, mağduriyettir, mahkumiyettir.
Kırk yıl, doğruluştur, uyanıştır, uyandırıştır.
Toprağa düşmüş ülkü canların eseridir bu kırk yıl.
Al bayrağın ardına düşmüş heyecanların eseridir bu kırk yıl.
Üç hilalde gönlü kalmış,
Geri durduğu için gönül koymuş,
Karşılıksız sevmiş, incinmiş ama yüreğine gömmüşlerin anıtıdır kırk yıl.
Gün gelmiş, vatan için gözyaşı dökmüşlerin,
Gün gelmiş "vatan sağ olsun” diyerek gözyaşını içine akıtmışların davasıdır kırk yıl.
Tükenmeyen tuzakların,
Bitmeyen oyunların,
Sonu gelmez tahriklerin ve
Kapanmamış bir milli mücadelenin devamıdır bu kırk uzun yıl.
Kırk yıl; alnımızın akı, gözümüzün nurudur.
Kırk yıl; burkulan yüreğimizdir, okunan duamızdır,
Kırk yıl; vicdanımızın sesi ve şehidimizin son nefesidir.
Bu yüzden, Milliyetçi Hareketin hiç kimseye diyet borcu yoktur.” şeklindeki cümleler, Milliyetçi Hareket Partisi’nin 40 yıllık tarihinin en anlamlı özeti olmuştur.

Kutlu sevdalarla, çilelerle, mağduriyetlerle ve zaferlerle geçen ve hiçbir siyasi partiye nasip olmayan böylesine koskoca 40 yıllık mazi, her MHP’li için bir bayrak misali korunması gereken namustur, şereftir. Geçen 40 yılın muhasebesini her MHP’li, her Ülkücü sağlıklı bir şekilde yaparak, bundan sonraki yıllarda en güzel zaferleri meydana getirmek için birlik ve beraberlik içinde olmalıdır.

Yaklaşan 29 Mart 2009 seçimleri bu zaferin başlangıcı olabilir.

Küskünlükleri, dargınlıkları bir kenara bırakarak zafere giden yolda gönülleri birleştirmeliyiz.

40.yıl kutlamaları gönülleri tekrar ateşlemiş, her MHP’liye hedefi işaret etmiştir.

Başta MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli olmak üzere MHP’nin 40.yıl kutlamalarında emeği geçen herkese teşekkür etmek gönül görevimiz olmalıdır.

Nice 40 yıllara aynı coşku, aynı heyecan, aynı imanla yürümek dileğiyle…

 

 

 

 

                 Gündem af ve of...

  Son günlerde yine bir af meselesi gündemimizi işgal etmeye başladı. Kimileri af diyor kimileride buna of diyor. Bu af neyin affı kimin affı niye af? Düşündürücü. Hala güneydoğuda savaş devam ederken şehitler ve gaziler verirken acaba neyin affı niye af? Madem affedecektiniz o zaman bu mücadele niye bu kadar şehit gazi niye? Af meselesine yakın zaman örnekleriyle bir göz atalım. Yıllardan bu yana af, pişmanlık yasası falan filan isimlerle zaten var. Rahşan affı olarak toplumumuzun bildiği son aftan bahsedelim biraz. Katiller hırsızlar tecavüzcüler ve bir dolu hükümlü serbest kaldıktan sonra tekrar aynı suçlardan büyük bir kısmı hüküm giymedi mi? Gelelim siyasi affa. Eski deplileri bu hükümet içerden çıkardı da ne oldu bildiklerinden vaz mı geçtiler aynı besteleri okumuyorlar mı? Ve hala bu Devlete bu Millete küfretmelerini izliyoruz. Türkü-kürdü-lazı Üniter yapının bütün unsurlarına küfrederken bunlar birde başımıza dağdakileri mi yüklemek istiyorlar veya siyasallaşmanın artık son adımlarını mı atıyorlar.Şu an hala geçerli yasalar varken, bu şartları kapsarken daha neyin affı bu? 221. madde olarak bilinen yasal düzenleme acaba birilerine yetersiz mi geliyor. Onlara sormak lazım yapacağınız bu yeni düzenleme Şehitlerimizi geri getirebilir mi veya Gazilerimizin elini kolunu gözünü geri getirebilir mi? Yazık ki getiremez ama vicdanlarda affın çıkacağını sakın düşünmeyin ateş düştüğü yeri yakıyor. Askere pek evlat göndermediğiniz için gönderseniz de doğuya gitmediği için sizi alakadar eden bir olay yok.

   Birde işin şaka gibi gelen bir yanı var. Eline silah almamışlara af verilecekmiş. Çocuğa sorsan güler buna. Kimin eline silah alıp almadığını nerden bilecekler merak konusu. Acaba bu toprakların bölünmez bütünlüğü için canını kanını veren vatan çocuklarına nasıl bir açıklama yapacaklar? Bazılarının çocuğu çürüğe çıkarken bazı kansızlar sahte çürük raporları alırken doğuda görev yapmayı bırakın askere bile gitmezken ömrünü bu vatan için seve seve gönüllü feda eden memleket evlatlarının, analarının, babalarının, eşlerinin, çocuklarının ve kardeşlerinin bu Devlete ve bu Devletin adaletine inancı kalır mı? Devletler adaletle ayakta dururlar. Adalet kavramı kaybolmuşsa zaten orada devletten söz edilemez. Dolayısıyla af meselesi maksatlı ve planlı bir adımdır. Kısacası kökü bizden değildir ki ucu bizden olsun!

   Türkiye Cumhuriyeti hükümeti acaba Milletinin bilmediği bir takım tehlikeli oyunlara mı girdi? pkk ya yapılan harekatlara karşılık acaba yeni bir komşu devletcik oluşmasının hesapları mı yapıldı? Yani pkk nin dağdan inmesine karşılık Türk kamuoyunu oyalayacak bir malzeme oluşturulacak ama arka kapıdan barzani hedeflerine bir adım daha yaklaşacak. Bu noktada barzani nin yaptığı son manevralardan da biraz bahsetmek istiyorum. Son dönemde abd nin manevralarından korkan barzani Rusya ile yakınlaşma çabalarını hızlandırmaya başlamıştır. Petrol kaynaklarının paylaşımında Rusya'ya da pay vermeyi amaçlayan barzani abd ye ince bir mesaj göndermektedir. Ve bölgenin taliplilerinin fazla olması münasebeti ile bunu iyi kullanmaya çalışmaktadır. Türkiye'den başka herkes bu avantajını değerlendirmeye çalışıyor. Ayrıca pek beğenilmeyen barzani ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın ziyaret talebini geri çeviriyor ve görüşmüyor Rice'ta soluğu İncirlik te alıyor. Galiba birileri Rice'ın kalemini kırmış gibi görülüyor barzani bile takmadığına göre kim takar artık.

   Bölgede oluşturulacak yeni devleti bir düşünelim...
Yakın komşuları Türkiye, İran, Irak ve Suriye. Destekçileri ise abd, israil, rusya ve bir kısım ab ülkeleri dolayısıyla ab'nin hepsi. Yani yakın komşularının hepsinin düşman olacağı bir devletcik. Dolayısıyla pek ömür biçilemeyen bir devletçik olacak gibi. Bölgede süren enerji mücadelesinin hiçte çabuk bitmeyeceği aşikar. Demek oluyor ki Türk Devleti artık politikalarını bu yöne kaydırmak zorunda. Yanı başında dönen dolaplara sessiz kalmak nereye kadar sürer. Gelip bizi de yakana kadar mı? Enerji hatları için geçte olsa adımlar atılmaya çalışıldı ama Rus manevraları önemli bir kısmını bitirdi. İran Rusya ve Çin'in de abd ve ab gibi bölge üzerinde derin hesapları kuşkusuz vardır.

                Peki bizim hesabımız nedir?

                                                                Osman CANLI

 

 

Jeostrateji

 

   Dünya dengelerinin çok hızlı değiştiği son yüzyılda jeostratejik önemi her harekette ve her hamlede ön plana çıkan Türkiye gerçeklerine bir göz atalım: Birileri yanıbaşımızda Ortadoğu’nun yeni coğrafyasını çizerken, birileri yanıbaşımızda Akdeniz’i karıştırırken ve birileri bizim var olmamız gereken Orta Asya’ya yavaş yavaş süzülmeye çalışırken memleketin ahvaline bir göz atalım… Devletin zirvesi dut yemiş bülbül misali… Tabir-i caizse birileri dürtmese ses çıkmayacak gibi. Fakat bir önceki iktidar döneminde (Mhp-dsp-anap) bu kadar suskun muydu? Kesinlikle hayır, hatta iktidarın dişi ağrısa niye ağrıyor diye azarlardı. Bu sukuneti hala anlamış değilim? Bizim bahsettiğimiz suskunluk tabii ki politik veya iç siyasete yönelik bir suskunluk değil. Bizim kastettiğimiz milli değerler ve devletimizin çıkarları, milletimizin de birlik içinde refahını sağlayacak politikaların üretilmesi bunu yaparken de jeopolitik ve jeostratejik konumun göz ardı edilmemesidir. Hükümet ise milletimizin umudu olmaktan çıkmıştır ve halkımız gerçekleri görmeye başlamıştır. Geldiği günden bu güne laf ebeliği yaparak bir kısım medyayı kendi misyonuna mahkum ederek, bu duruma karşı çıkan grupları ise her türlü baskı politikaları ile sindirme ve yıldırma politikaları ile karşı karşıya getirmiştir. Peki oy veren vatandaş refaha ulaştı mı? Sonuç ne? Sonuç fiyasko iki seçimin gazı ile bir müddet gözleri boyadı ama değişen ne oldu? Hırsızlık, yolsuzluk, ekonomik durum değişti mi? Halkın cebine memurun, işçinin cebine, çiftçinin cebine evine artı olarak ne girdi? Hiçbir şey… Memlekette milliyet adına bir taş bile koymayan bu durum bakalım ne kadar devam edecek? Ortalık hırsızdan, yolsuzdan, dolandırıcıdan ve kap-kaççıdan geçilmez oldu. Asil Türk milletinin evlatları onuru, şerefi ve dini için gerekirse çöpten ekmeğini çıkarırken kimsenin malına, namusuna yan gözle bakmaz iken, şehidin, öksüzün, yetimin Türk milletinin hakkına göz koyarak banka batıran devleti dolandıran insanların basiretsizliğine ve şerefsizliğine anlam vermek çok zor! Milletimin umudu Türk milliyetçileri ise hiçbir oyuna gelmeden hiçbir düzene kanmadan hainlere prim vermeden Türkmen beyi Devlet Bahçeli’nin liderliğinde toplanmalı ve davasına her zamankinden daha çok sahip çıkmalıdır.


 


                              
           Osman CANLI

 

 

 

 

 

 

     

bilgi-msn : osmancanli@osmancanli.biz

 

 

 

 

 

 

 

 

              Ben; Babamın Oğluyum Tepeden Tırnağa Anadoluyum...

Google

Hosting

                 Türkiye Çöl olmasınÜlkü Ocakları Genel Merkezi Milliyetçi Hareket PartisiTürk Milliyetçilerinin Sesi