www.osmancanli.biz

 

Gün Işığı

 

 
        İran vurulmayı istiyor mu ?...
 

   1965 yılında Tahran Üniversitesine 5 megawat gücünde bir araştırma reaktörü vererek İran’ın nükleer programını başlatan ülkenin ABD olduğu düşünüldüğünde bugün iki ülke arasında yaşanan gerginliğin anlamına varmak zorlaşabilir.

Ne var ki Afganistan’da Rus işgaline karşı direnişi örgütlemek için yaratılan Taliban’ın da bir ABD planı olduğu anımsandığında yaşanılan gerginlik ve çatışmaların temelinde genellikle ’kontrollü kriz yönetiminin’, ’kontrolün kaybedildiği ve yönetilemeyen krizlere’ dönüştüğü gerçeğinin yattığı açığa çıkar.

Tıpkı Saddam’ın zamanında İran’ı zayıflatmakla görevlendirilip kontroldan çıkınca ’olmayan kitle imha silahları’ masalları ile cezalandırılıp Irak’ın kan gölüne dönüşmesi pahasına ABD’yi rahatsız etmeyecek uydu ve uygun bir yönetimin işbaşına getirilmesi gibi..

Ya da Saddam’a ihtiyaç duyduğu dönemlerde Irak’lı Kürtlerin ezilmesine seyirci kalan ABD’nin bugün aynı Kürtlere bölgesel planlarına ulaşmak için sahip çıkarak kendi amaçları doğrultusunda kullanmayı sürdürmesi gibi..

Öncesinde ’kontrollü tehdit’ yaratıp sonrasında ’kontrollü kriz’ yönetimi uygulamasının Kuzey Kafkasya’dan (Ukrayna-Gürcistan) Orta Doğuyu’da içine alarak (Irak-Lübnan) Orta Asya’ya (Kırgızistan-Özbekistan) uzanan örneklerini yaşayarak öğrenen İran, nükleer programını durdurma görüntü ve gerekçesine sığınarak ABD’nin kendisini er ya da geç vuracağını bilmesine karşın niçin geri adım atmıyor?

Bölgede diğer ülkelerin aksine ulus devlet kimliği, imparatorluk mirası olan köklü devlet geleneği ve pek çok çevre tarafından irrasyonel olarak adlandırılmasına karşın usta ve rasyonel bir diplomasiye sahip olan İran yaklaşan bu tehlikeyi göremiyor mu?
Kontrollü kriz yaratıp bu krizleri azaltıp çoğaltarak zaman kazanma taktiği güden İran, nükleer programını sürdürmesi halinde  bir gün yolun tıkanacağını, nükleer ve askeri tesislerini hedef alan sınırlı, şiddetli ve kısa süreli bir hava operasyonuna muhatap olacağının ayırdına varamıyor mu?

İran’ın diplomasi geleneği ve devlet deneyimini bilenler için bu soruların yanıtı ’hayır’ olmalıdır.

2007 ya da en geç 2008 baharı olarak seslendirilen ABD’nin askeri müdahale opsiyonu giderek reel platforma kayarken İran’ın yaşanan  krizi bilinçli olarak tırmandırması (tutsak alınan İngiliz askerleri) ve bir müdahaleyi neredeyse davet etmesi yalnızca duygusal bir tepki ve Şia inancı ile beslenen Fars milliyetçiliğinin sonucu olarak açıklanamayacağına göre İran ne yapmak istiyor?

ABD’nin asla bir kara harekatına girişemeyeceğini, seçilmiş hedeflere yönelik sınırlı bir hava operasyonu dışında opsiyonu bulunmadığını bilen İran acaba rejimini kemikleştirip güçlendirerek kalıcılığını perçinleyecek bir çatışmayı tahrik mi ediyor?
ABD’nin sınırlı bir müdahalesi İran’ın nükleer programlarını 10/15 yıl geriletse bile askeri yapısını tümden çökertme olanağına sahip olamayacağına göre, böyle bir müdahalenin İran halkında yaratacağı birleştirici, rejim çevresinde kenetlenici etkisinden mollaların yararlanmak istemesi konspiratif bir yaklaşım gibi görünse de reel politikle bağdaşır yönlerinin bulunduğunun kabul edilmesi gerekir.

İran halkının kuşkucu, içe kapanık, dış tehdit ve etkileşimlere reaksiyoner yapısı dikkate alındığında ABD’nin müdahalesinin mevcut rejimi içeriden devrilmesi ya da zayıflatılması mümkün olmayan bir şekilde güçlendireceği düşünüldüğünde, az bir hasarla atlatılacak askeri operasyon mollaların çıkarına değil midir?

Nükleer kapasitesi ötelenmiş ancak askeri gücünün caydırıcılığını zayıflatılmış olsa bile korumayı sürdüren, antiamerikan ve antisemitist duyguların tavan yaparak rejim çevresinde kenetlendiği bir İran,  ABD’nin bölgesel planları önünde ’deve dikeni’ durmayı sürdürecek ve rejim kendisini uzun yıllar garanti altına alacaksa Natanz ve Buşehr feda edilemez mi?

Yükselecek petrol ve doğal gaz fiyatları, İran’ın uğrayacağı kayıpların kısa sürede telafisini sağlayıp üstelik Tahran’a dünya ekonomik dengeleri ile oynama fırsatını verecek ve eleştiri oklarının yönelmeye başladığı mevcut rejim bu krizden güçlenerek çıkacaksa, ABD’nin askeri operasyonu Asya’da yeni ittifaklar ve bloklaşmaları gündeme getirecekse üç beş Cruise füzesi ile hayalet uçakların İran’a zarar mı vereceği yoksa yarar mı sağlayacağı ayrı bir tartışma ve analizin konusu olmalıdır.
 
 

 
 

 

 

bilgi-msn : osmancanli@osmancanli.biz

 

 

 

Sayfay? yenileyin

                                 Ülkü Ocakları Genel Merkezi Milliyetçi Hareket Partisi