Terör Göktaşı mı,
Balon mu?
Bu bir savaş...
İşgalci ABD’nin Irak’taki kaybıyla
kıyaslanacak sayıda şehit verirken
‘terör, terör örgütü, bölücü fitne’ diye
başımızı kuma gömüyoruz. PKK’yı bir
göktaşı olarak görmemiz için içeride ve
dışarıda her türlü manevra örülmüş: Aman
tepemize düştü düşecek kaçışın! Bu,
zekâmıza küfürdür! Göktaşı dediğin bir
koptu mu gelir ve çakılır. Bazen azalıp
bazen tırmanan terör, bazen alçalıp
bazen yükselen balondur, göktaşı değil!
Bunu göre göre ona göktaşı denmesine
isyan etmiyor, hatta ondan korkarak
kaçışıyoruz. Böyle aptallık olamaz.
Bizim düşmanımız PKK değil. Bizim
düşmanımız Barzani de değil. Türkiye
Cumhuriyeti, kendi canını bu kadar
yakabilen bir savaşın karşı cephesi
olarak PKK’yı veya Kuzey Irak’taki
yapılanmayı görüyor ve gösteriyorsa,
kendisini aşağılıyor, küçük düşürüyor
demektir.
Düşmanımız PKK ve Kuzey Irak’taki
yapılanma olamaz!
Böyle söyleyen bilerek veya bilmeyerek
Türkiye’yi basit bir ülke, Türk
milletini basit bir ‘ulusçuk’ düzeyine
indirir. PKK bir suç örgütüdür ve o
kadardır. Birilerine taşeronluk yapar
mı, yapar! Fakat PKK düşmanımız olamaz!
Kuzey Irak’ta iyi-kötü bir devlet
teşkilatlanması vardır. Bunu kabul etsek
de, etmesek de o Kürdistan’dır! En çok
on yıl sonra Türkiye orayı resmen
Kürdistan olarak anacaktır,
tanıyacaktır. Fakat şimdilerde oraya
yönelik olarak sadece laf üretip sözde
kırmızıçizgilerini kendi diliyle yalayan
Ankara yüzünden bu anma ve tanıma hem
zor, hem de utandırıcı biçimde
yaşanabilecektir. Tabii ki PKK gibi
Kuzey Irak’taki bu devlet karikatürü de
bize acı verebilir ve belki vermektedir.
Fakat öyle bile olsa bizim düşmanımız
Kuzey Irak’taki yapılanma da değildir.
Onlar ‘Biz Türkiye’nin düşmanıyız’
deseler bile, Türk devleti ve Türk
milleti ‘Hadi lan, sen de kimsin’ dahi
demez, sadece bize karşı bir kahpelik
yapıyorlarsa sessiz sedasız, muhatap
aldığını ilan etmeden cezasını keser.
Öyleyse kimdir Türkiye’nin düşmanı? İran
mı? Bizim iyiliğimizi hiç istemese bile
Tahran bu hengâmede Türkiye’ye böyle bir
savaş açmaya kalkışamaz. ABD mi,
İngiltere mi, Almanya mı, Rusya mı,
Fransa mı? İngiltere’nin Tahran’la
anlaştığını ve bölgede ABD barışına
karşı kendi düzeninin peşinde olduğunu
söyleyenler Mayıs’la beraber tırmanan
eylemlerin arkasında Londra’yı
görüyorlar. ABD’nin de Türkiye’yi Kuzey
Irak konusunda kendi çizgisine getirmek
için PKK sopasını kullandığını öne süren
yorumcular var. Bunların ikisi varsa
veya ikisinden biri varsa hiç şüphe yok
ki Fransa ve Almanya da vardır. Aslan
veya kaplan ava çıktığında illa ki
sırtlan ve çakal da etraflarında
dolanır. Eğer burada bölgesel bir oyun
varsa Rusya da dışında kalmaz. Ankara
ise PKK ve Kuzey Irak balonlarına
göktaşı muamelesi yapılmasını istiyor
veya böyle bir kabulü dayatanların
numarasını çürütemiyor diye bu savaşı
‘terör’ deyip geçiştiremeyiz! Muhakkak
ki Türkiye’nin istihbarat birimleri
oralarda hangi eylemlerin arkasında
hangi azmettiricinin bulunduğunu
biliyordur. Bütün mesele, Türkiye’nin
çok iyi şekilde teşhis ettiği bu düşman
karşısındaki kararsız görünümüdür. ABD,
İngiltere, Fransa, Almanya, Rusya...
Hangisi hangi eylemin arkasında ise,
mutlaka Ankara’nın algılayacağı şekilde
imzasını da atmaktadır. İki ihtimal var:
1) Ya Ankara kendi milli irade
hiyerarşisi çalışmadığı için bu kahpe
savaşla kendisine yapılan çağrının
gerektirdiği cevabı oluşturamıyor ki bu
‘Türkiye devlet değildir’ demekle
eşanlamlıdır.
2) veya Ankara tavrını oluşturmuş ama
cevabını kendi belirleyeceği zamanlama
ile vermek üzere beklemektedir. Bir
üçüncü ihtimal yok. Devletin kurumları
arasındaki uyumsuzluğa rağmen umutla
bekleyeceğiz.
Ancak PKK’nın ve Kuzey Irak’taki yapının
birer muazzam göktaşı olduğu palavrasını
benimseme aptallığıyla savaşarak
bekleyeceğiz! Genel Kurmay’ın internet
sitesinde istenen ‘kitlesel tepki’ olsa
olsa bu aptallığa sürüklenmediğimizi
göstermektir. Kitlesel tepki, toplanıp
da ‘Şunlar PKK’lıdır’ diyerek orada
burada birilerini linç etmeye kalkışmak
olmadığına göre...
Ömer Lütfi Mete
-www.gazeteport.com
|